EZBERİN GÖLGESİNDE BİYOLOJİ
EZBERİN GÖLGESİNDE BİYOLOJİ
Biliyorsunuz ki bizdeki biyoloji eğitimi, biyoloji altında net bir ders olarak sunulmadan önce ortaöğretimde fen bilimleri dersi olarak verilen bir ders. Ortaöğretimdeki fen bilimleri kısmında biyolojinin yeri bence oldukça yeterli, özellikle konu dağılımına bakılırsa temel düzey için kâfi denilebilecek düzeyde.
7. ve 8. sınıfların fen bilimleri dersi içinde işlediği biyoloji konuları sırasıyla şöyle
Hücre ve Bölünmeler
-
Hücre, Mitoz, Mayoz
Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme
-
İnsanlarda üreme, büyüme ve gelişme
-
Bitkilerde üreme, büyüme ve gelişme
DNA ve Genetik Kod
-
DNA ve Genetik Kod
-
Kalıtım
-
Mutasyon ve Modifikasyon
-
Adaptasyon (Çevreye Uyum)
-
Biyoteknoloji
Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilimi / Canlılar ve Yaşam
-
Besin Zinciri ve Enerji Akışı
-
Enerji Dönüşümleri
-
Madde Döngüleri ve Çevre Sorunları
-
Sürdürülebilir Kalkınma
Evet, konular ve kazanımlar her ne kadar güzel ve yeterli gibi dursa da aslında uygulanış olarak eksikler. Ve aynı şekilde zorunlu ders olarak verilen lise müfredatındaki biyoloji konularına da bakalım:
-
Canlıların Ortak Özellikleri
-
Canlıların Yapısında Bulunan Temel Bileşikler
-
Canlılığın Temel Birimi Hücre
-
Canlıların Çeşitliliği ve Sınıflandırılması
-
Canlı Âlemleri ve Özellikleri
-
Güncel Çevre Sorunları
-
Üreme
-
Kalıtımın Genel İlkeleri
-
Ekosistem Ekolojisi
Konu başlıklarını karşılaştırma yaptığımızda, aslında çoğu konu aynı gibi görünüyor olsa da lise müfredatındaki kazanımlar tabii ki ortaokul müfredatındaki kazanımlara göre daha kapsamlı. Ben kapsamlı diyorum fakat dikkatinizi çekmek isterim, bu sadece ortaokul ve lise müfredatı karşılaştırması. Bence lise müfredatımız daha kapsamlı olabilirdi, özellikle yeni nesil konuların popüler olduğu çoğu yer çok kısa ve özensiz kalmış. Ben daha objektif olması için sayısal bölümdeki biyoloji dersinin konularını eklemesem de bu yorumum 11. ve 12. sınıf biyoloji konuları için de geçerli. Her ne kadar lise biyoloji müfredatı için böyle düşünüyor olsam da ortaokul biyoloji müfredatı için de tam tersini düşünüyorum. Şimdilik müfredat konusunu bir kenara bırakalım ve biraz pratikte neler oluyor, ona bakalım.
Bence biyoloji dersinin öğrencilere sıkıcı gelmesinin temel sebebi, okullardaki tekdüze eğitimden geliyor. Bizzat deneyimlerimden ilham alarak konuşuyorum ki okulda biyoloji dersinde sadece deftere yazı yazardık ve ismini bile telaffuz edemediğimiz şeyleri sınavda çıkacak diye ezberlemeye çalışırdık. Bu yeterince büyük bir sorun değilmiş gibi, üstüne üstlük bir sürü sözlüye girer ve sınıfça başarısız olurduk. Soru sorulduğumuzda asla yanıtını alamazdık; deney yapmazdık ya da bir maketin üzerinde konuyu öğrenmezdik, sadece ezberlerdik. Ki bu neye fayda sağlar ki zaten? Hatırlıyorum, o zaman lise 1. sınıftım. İlk dönemin ikinci sınavına girecektik, tüm sınıf bir şeyler ezberlemeye çalışıyordu. Aralarından birkaçı ezberi iyi olmadığından sıralara kopya yazıyordu. Sınava kâğıtları dağıtılmıştı, 40 soruluk bir test sınavıydı. Herkes ofluyordu ve sıra arkadaşından ve sıraya yazdıkları kopyalardan medet umuyordu. Sınav bittikten sonra arkadaşlarımla konuşurken çoğunun sınavdaki soruları salladığını öğrendim. Gerçekten de tüm sınıf hiçbir şey bilmiyordu. İşte o zaman bu dersin böyle olmayacağını ve bir şeylerin ters gittiğini anladım. O günden beri aktif olarak biyolojiye ilgi duyuyorum.
PEKİ NASIL DÜZELİR BU SİSTEM?
1) Aktif olarak sınıfta deney yapılmalı
Deneysiz bir biyoloji dersi, yemek tarifi kitabını okuyup yemeği pişirmemektir. Her okulun sözde bir biyoloji laboratuvarı var ama ben örgün eğitim hayatım boyunca bu laboratuvarın kullanıldığını görmedim. Tabii tek sorun kullanılmaması değil; bazı öğretmenler deney yapmak istiyor istemesine de bir mikroskop ya da bir maket bile bulunmuyor. Bulunsa da öğrencilerin kullanmasına izin verilmiyor ki bu, saçmalığın daniskası resmen!
2) Sınıf kalabalıklığı
Evet, maalesef ki sınıflarımız çok ama çok kalabalık. Bir sınıfa 40+ kişi verip verimli bir ders ortamı sağlayamayız. Çok üzülerek söylüyorum ama laboratuvarlar kadar sınıflar da yetersiz. Bir sınıfın maksimum 20 kişi olması gerekiyor. Kalabalık sınıf hem çok ses çıkarıyor hem de dersten kopmaya çok müsait bir hava yaratıyor.
3) Öğretmen kalitesi
Ülkemizde biyoloji ve fen öğretmenliği çoğunlukla istendiği için değil de “öğretmenlik olduğu” için tercih edilen meslekler olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim toplumumuzda öğretmenlik “garanti iş” olarak görülüyor. Bu nedenle kaliteli ve işini isteyerek yapan öğretmen sayısı da pek az. Bunun için mülakat sistemi geliştirilebilir. Mülakat sistemi geliştirilecekse, adayların yalnızca teorik bilgileri değil, sınıf ortamında karşılaşabilecekleri durumlara verdikleri tepkiler de ölçülmeli. Örneğin, öğrenci ilgisini kaybettiğinde, sınıfta disiplin sorunu çıktığında ya da konu anlaşılmadığında ne yapacaklarını açıklamaları istenebilir. Ayrıca, mikroskop, laboratuvar malzemeleri ve dijital simülasyon programları gibi araçları etkin bir şekilde kullanıp kullanamadıkları da test edilmelidir. Mülakat sürecinde, adayların bu mesleği seçme gerekçeleri de sorgulanmalı; “garanti iş” anlayışı yerine mesleğe duyulan tutku ve ilgiye odaklanılmalıdır. Son olarak, mülakatın ardından adaylara güçlü ve zayıf yönlerini gösteren detaylı bir geri bildirim verilmesi, başarısız olanlara ise geliştirmeleri gereken alanların net bir şekilde belirtilmesi, sistemin hem adil hem de geliştirici olmasını sağlar.
Ben bu yolda anladım ki sorun, biyolojide değil; ezberci öğretmenlerde, yetersiz laboratuvar derslerinde ve gürültüden öğretmeni duyamadığımız 40 kişilik sınıflardaymış. Biyoloji, ezberlenip unutulacak terimler değil; hayatın ta kendisidir. Onu ezberin gölgesinden çıkarıp merakın ışığına taşımak, hem müfredatın hem de sınıfların görevidir.
EZBERİN GÖLGESİNDE BİYOLOJİ
Biliyorsunuz ki bizdeki biyoloji eğitimi, biyoloji altında net bir ders olarak sunulmadan önce ortaöğretimde fen bilimleri dersi olarak verilen bir ders. Ortaöğretimdeki fen bilimleri kısmında biyolojinin yeri bence oldukça yeterli, özellikle konu dağılımına bakılırsa temel düzey için kâfi denilebilecek düzeyde.
7. ve 8. sınıfların fen bilimleri dersi içinde işlediği biyoloji konuları sırasıyla şöyle
Hücre ve Bölünmeler
-
Hücre, Mitoz, Mayoz
Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme
-
İnsanlarda üreme, büyüme ve gelişme
-
Bitkilerde üreme, büyüme ve gelişme
DNA ve Genetik Kod
-
DNA ve Genetik Kod
-
Kalıtım
-
Mutasyon ve Modifikasyon
-
Adaptasyon (Çevreye Uyum)
-
Biyoteknoloji
Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilimi / Canlılar ve Yaşam
-
Besin Zinciri ve Enerji Akışı
-
Enerji Dönüşümleri
-
Madde Döngüleri ve Çevre Sorunları
-
Sürdürülebilir Kalkınma
Evet, konular ve kazanımlar her ne kadar güzel ve yeterli gibi dursa da aslında uygulanış olarak eksikler. Ve aynı şekilde zorunlu ders olarak verilen lise müfredatındaki biyoloji konularına da bakalım:
-
Canlıların Ortak Özellikleri
-
Canlıların Yapısında Bulunan Temel Bileşikler
-
Canlılığın Temel Birimi Hücre
-
Canlıların Çeşitliliği ve Sınıflandırılması
-
Canlı Âlemleri ve Özellikleri
-
Güncel Çevre Sorunları
-
Üreme
-
Kalıtımın Genel İlkeleri
-
Ekosistem Ekolojisi
Konu başlıklarını karşılaştırma yaptığımızda, aslında çoğu konu aynı gibi görünüyor olsa da lise müfredatındaki kazanımlar tabii ki ortaokul müfredatındaki kazanımlara göre daha kapsamlı. Ben kapsamlı diyorum fakat dikkatinizi çekmek isterim, bu sadece ortaokul ve lise müfredatı karşılaştırması. Bence lise müfredatımız daha kapsamlı olabilirdi, özellikle yeni nesil konuların popüler olduğu çoğu yer çok kısa ve özensiz kalmış. Ben daha objektif olması için sayısal bölümdeki biyoloji dersinin konularını eklemesem de bu yorumum 11. ve 12. sınıf biyoloji konuları için de geçerli. Her ne kadar lise biyoloji müfredatı için böyle düşünüyor olsam da ortaokul biyoloji müfredatı için de tam tersini düşünüyorum. Şimdilik müfredat konusunu bir kenara bırakalım ve biraz pratikte neler oluyor, ona bakalım.
Bence biyoloji dersinin öğrencilere sıkıcı gelmesinin temel sebebi, okullardaki tekdüze eğitimden geliyor. Bizzat deneyimlerimden ilham alarak konuşuyorum ki okulda biyoloji dersinde sadece deftere yazı yazardık ve ismini bile telaffuz edemediğimiz şeyleri sınavda çıkacak diye ezberlemeye çalışırdık. Bu yeterince büyük bir sorun değilmiş gibi, üstüne üstlük bir sürü sözlüye girer ve sınıfça başarısız olurduk. Soru sorulduğumuzda asla yanıtını alamazdık; deney yapmazdık ya da bir maketin üzerinde konuyu öğrenmezdik, sadece ezberlerdik. Ki bu neye fayda sağlar ki zaten? Hatırlıyorum, o zaman lise 1. sınıftım. İlk dönemin ikinci sınavına girecektik, tüm sınıf bir şeyler ezberlemeye çalışıyordu. Aralarından birkaçı ezberi iyi olmadığından sıralara kopya yazıyordu. Sınava kâğıtları dağıtılmıştı, 40 soruluk bir test sınavıydı. Herkes ofluyordu ve sıra arkadaşından ve sıraya yazdıkları kopyalardan medet umuyordu. Sınav bittikten sonra arkadaşlarımla konuşurken çoğunun sınavdaki soruları salladığını öğrendim. Gerçekten de tüm sınıf hiçbir şey bilmiyordu. İşte o zaman bu dersin böyle olmayacağını ve bir şeylerin ters gittiğini anladım. O günden beri aktif olarak biyolojiye ilgi duyuyorum.
PEKİ NASIL DÜZELİR BU SİSTEM?
1) Aktif olarak sınıfta deney yapılmalı
Deneysiz bir biyoloji dersi, yemek tarifi kitabını okuyup yemeği pişirmemektir. Her okulun sözde bir biyoloji laboratuvarı var ama ben örgün eğitim hayatım boyunca bu laboratuvarın kullanıldığını görmedim. Tabii tek sorun kullanılmaması değil; bazı öğretmenler deney yapmak istiyor istemesine de bir mikroskop ya da bir maket bile bulunmuyor. Bulunsa da öğrencilerin kullanmasına izin verilmiyor ki bu, saçmalığın daniskası resmen!
2) Sınıf kalabalıklığı
Evet, maalesef ki sınıflarımız çok ama çok kalabalık. Bir sınıfa 40+ kişi verip verimli bir ders ortamı sağlayamayız. Çok üzülerek söylüyorum ama laboratuvarlar kadar sınıflar da yetersiz. Bir sınıfın maksimum 20 kişi olması gerekiyor. Kalabalık sınıf hem çok ses çıkarıyor hem de dersten kopmaya çok müsait bir hava yaratıyor.
3) Öğretmen kalitesi
Ülkemizde biyoloji ve fen öğretmenliği çoğunlukla istendiği için değil de “öğretmenlik olduğu” için tercih edilen meslekler olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim toplumumuzda öğretmenlik “garanti iş” olarak görülüyor. Bu nedenle kaliteli ve işini isteyerek yapan öğretmen sayısı da pek az. Bunun için mülakat sistemi geliştirilebilir. Mülakat sistemi geliştirilecekse, adayların yalnızca teorik bilgileri değil, sınıf ortamında karşılaşabilecekleri durumlara verdikleri tepkiler de ölçülmeli. Örneğin, öğrenci ilgisini kaybettiğinde, sınıfta disiplin sorunu çıktığında ya da konu anlaşılmadığında ne yapacaklarını açıklamaları istenebilir. Ayrıca, mikroskop, laboratuvar malzemeleri ve dijital simülasyon programları gibi araçları etkin bir şekilde kullanıp kullanamadıkları da test edilmelidir. Mülakat sürecinde, adayların bu mesleği seçme gerekçeleri de sorgulanmalı; “garanti iş” anlayışı yerine mesleğe duyulan tutku ve ilgiye odaklanılmalıdır. Son olarak, mülakatın ardından adaylara güçlü ve zayıf yönlerini gösteren detaylı bir geri bildirim verilmesi, başarısız olanlara ise geliştirmeleri gereken alanların net bir şekilde belirtilmesi, sistemin hem adil hem de geliştirici olmasını sağlar.
Ben bu yolda anladım ki sorun, biyolojide değil; ezberci öğretmenlerde, yetersiz laboratuvar derslerinde ve gürültüden öğretmeni duyamadığımız 40 kişilik sınıflardaymış. Biyoloji, ezberlenip unutulacak terimler değil; hayatın ta kendisidir. Onu ezberin gölgesinden çıkarıp merakın ışığına taşımak, hem müfredatın hem de sınıfların görevidir.
Yorumlar
Yorum Gönder